Home » TERAPİ TEKNİKLERİ » Hücum Terapi

Hücum Terapi


İNSAN RUHUNUN DERİNLİKLERİNE YOLCULUK
Çağlar boyunca insanların yaşamış olduğu ruhsal sorunların çözümünde geleneksel veya bilimsel birçok yöntem kullanılmıştır. Bilimsel açıdan bakıldığında özellikle son yüz yılı aşkın süredir psikoterapi yöntem ve teknikleri gelişimini devam ettirmektedir. İlk olarak 1900’lü yıllarda Freud ile sistematik bir şekilde başlayan psikoloji alanındaki bu gelişmeler, günümüzde hastaların istek ve ihtiyaçlarına bağlı olarak farklı psikoterapi ekollerinin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bu gelişmeler ışığında psikoterapi tarihine bakıldığında 400’ü aşkın teknik yaklaşımın bir takım ruhsal rahatsızlıkların tedavisinde kullanıldığı bilinmektedir.

Hücum Terapi Nedir?
Psikoterapi tekniklerinden bazıları danışanın semptomlarının giderilmesine yönelik bir tedavi seçeneği sunarken bazıları semptoma neden olan kaynağın tespit edilmesi ve bu kaynağın ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Hücum terapi; semptomun arkasındaki temel yapıya odaklanır. Semptoma neden olan kaynağı yok etmeye yönelik derinlemesine bir çalışma şekli benimser.
Hücum terapi toplamda 30 seanstan oluşan bir programdır.  Diğer psikoterapi uygulamalarından farkı; seansların yoğunlaştırılmış bir şekilde programlanmasıdır. Normalde haftalık 1 seanslık görüşmeler ile 5-6 ay sürecek olan bir çalışma hücum terapide 15-30 günlük sürede tamamlanır. Bu süreç tamamlandığında haftalık 1 seans olmak üzere süreç devam ettirilir. İlerleyen dönemde seanslar iki haftada 1 seans olmak üzere programlanarak danışanın mevcut durumuna bağlı olarak terapi süreci sonlandırılır.

Hücum Terapide Nasıl Bir Yol İzlenir?
İki aşamadan oluşan hücum terapinin ilk 15 seanslık bölümünde danışanın hayatına birincil düzeyde etkide bulunmuş tüm aile bireyleri hakkında çeşitli bilgilerin yanında bu kişilerle ilgili anıları alınır. Bunun yanında danışanın doğum anından bugüne kadarki tüm yaşantısı, ilişkileri, travmaları, hüzünleri, sevinçleri, kayıpları, hayatının dönüm noktaları dinlenir. Bunun ardından ikinci aşamaya geçilir. Kalan 15 seanslık sürede danışana psikolojik bilgilendirme yapılır. Burada insanın ruhsal yapısı, ruhsal gelişim evreleri, kişiliğin oluşum süreçleri, zihnin kendini koruma yolları gibi konularda danışan bilgilendirilir. Psiko-bilgilendirme ile çoğu zaman ne yaşadığını ya da sorunun nereden kaynaklandığını bilmeyen kişi için neyi, neden yaşadığı anlam kazanır. Bilinmez olanın bilinmesi ve anlam kazanması, çoğu zaman kişiyi rahatlatarak semptomun ya da olumsuz duyguların büyük oranda azalmasını ya da ortadan kalkmasını sağlar.
Ayrıca danışan tedaviye başlandığında; evdeki tüm eski fotoğrafları ve varsa günlüklerini getirmesi istenir. Bu süreç içerisinde yine görmüş olduğu rüyaları yazması ve seansa getirmesi istenir. Buradan elde edilen bilgiler de danışanın analizinde önemli katkılar sunar.

Neden Hücum Terapi?
Danışanlar yaşadıkları bir problem ya da semptom ile kliniklere başvururlar. Temel motivasyonları; hayatlarını zehir eden bu semptom (panik  atak, okb, depresyon vb.) ya da negatif duygulardan (değersizlik, yetersizlik, öfke vb.) en kısa sürede kurtulmaktır. Bu süreçte çoğu zaman hayatlarında hızlı değişim görmek ve psikoterapiden somut bir kazanımla ayrılmak isterler. Ancak psikoterapi; uzun vadede değişimler sağlayan bir çalışmadır. Öncelikle terapistin başvuran kişiyi çok iyi tanıması ve yaşadığı problemin kaynağını tespit etmesi gerekir. Bu; tıpkı fizyolojik bir sorun ile (baş ağrısı vb.) hastaneye başvuran kişiye MR, kan testi, ve çeşitli ölçümler yapmak gibidir. Bazen baş ağrısı yalnızca baş ağrısıdır. Bazen ise vücuttaki çok önemli bir hastalığın sinyali olabilir. Bunu tespit etmeden müdahale etmek problemi çözmeyeceği gibi ileride daha büyük sorunlara yol açabilir. Bunun gibi terapiye başvuran kişinin hikâyesini profesyonel bir bakış açısı ile dinlemek semptomun çıkış kaynağı ile ilgili çok önemli bilgiler sunar. Bu bilgiler, kişinin ruh dünyasında nereye, nasıl müdahale edileceği ile ilgili terapistin kafasında bir yol haritası oluşturur.

Danışanlar beklediği hızlı değişimi göremediklerinde terapiyi umutsuz bir şekilde sonlandırırlar. Nitekim Türkiye’de ilk 3 ayda terapiyi bırakma oranı % 85 civarındadır. Böylece çok zor bir karar vererek başladıkları terapi süreci başarısızlıkla sonuçlanmış olur. Çaresizlik içince öğrendikleri şey; yaşadıkları sorunların geçmeyecek olduğudur. Başları sıkıştığında kendilerine söyleyebilecekleri ve umutsuzluklarını haklı çıkaran bir düşünceye sıkıca sarılırlar. “Terapiye de gittim ama bir şey değişmedi.” Artık son bir çare olarak falcılar, muska yazıcılar ve büyücü hocalar gibi gerçekdışı çareler aramaya başlarlar. Eğer kişi büyüdüğü kültür, içinde bulunduğu çevre ya da eğitim durumuna bağlı olarak bu tür şeylere inanmıyorsa; reiki, bilinçaltı temizliği gibi çözüm sunacağına inandıkları ancak ruhsal sorunların tedavisinde hiçbir zaman kalıcı çözümler sunmayan farklı alanlara yönelirler. Hücum terapi ile kişinin böyle olumsuz bir deneyim yaşamasının önüne geçilmiş olur.

 

Uzm. Klinik Psikolog / Psikoterpist
Abdullah ALPASLAN

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*